ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRİSİ!

BAĞIMSIZ FİLİSTİN YOLUNDA, GAZZE CEPHESİ ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRİSİ:
24 Aralık 2023 tarihinde Üsküdar Bağlarbaşı Kültür ve Kongre Merkezinde, İstanbul Stratejik Düşünce Eğitim Sağlık ve Araştırma Vakfı ile İstanbul Düşünce Enstitüsü tarafından “Bağımsızlık Yolunda, Filistin Gazze Cephesi Çalıştayı” gerçekleştirilmiştir. Çalıştaya birçok sivil toplum kuruluşu iştirak etmiş, Filistin topraklarında yaşanan katliam, alanın uzmanları tarafından etraflıca ele alınmıştır. Filistin topraklarının İsrail tarafından işgal edilmesinin tarihi süreci, bu işgalin zeminini hazırlayan İngiliz entrikaları, Filistin topraklarını müdafaa etmek için Osmanlı Devleti’nin göstermiş olduğu gayret, Sultan Abdülhamit Han’ın Filistin topraklarını korumak için vermiş olduğu mücadele, Yahudilerin Filistin topraklarını ele geçirmek için yaptıkları entrikalar, etraflıca incelenip katılımcıların dikkatine sunulmuştur.
7 Ekim 2023 tarihinden itibaren Gazze’de verilen insanlık mücadelesi, Gazzeli Kassam Tugayı askerlerinin, İsrail ordusunu nasıl dize getirdikleri, bununla birlikte İsrail’in ve Siyonistlerin yıllardır dünyaya reklam ettikleri güç gösterisinin, yenilmezlik propagandalarının nasıl fiyasko ile sonuçlandığı uzmanlar tarafından gözler önüne serilmiştir.
7 Ekim 2023 tarihinden itibaren Gazze’de cereyan eden savaşta, İsrail terör devletinin Gazze halkına uyguladığı insanlık dışı katliam, gözler önüne serilip İsrail’in insanlık hukukuna dair hiçbir hak, hukuk, ilke tanımadan, nasıl bir vahşet uyguladığı uluslararası hukuka dayalı olarak ortaya konmuştur.

Çalıştay süresince ortaya konan tarihi, hukuki deliller ve alanın uzmanlarının sunumları doğrultusunda, İstanbul Düşünce Enstitüsü ‘Bağımsız Filistin Yolunda, Gazze Cephesi Çalıştayı Sonuç Bildirisi’ni aşağıdaki şekliyle bütün insanlığın dikkatine sunmuştur;
7 Ekim 2023, bütün dünyada tarihin dönüm noktası olarak kayıtlara geçmiştir. Bu tarih, gür bir sesle ve büyük bir cesaretle bütün insanlık adına mazlumların zalimlere karşı başkaldırışının tarihidir. 7 Ekim 2023 Gazze Başkaldırısı bütün insanlığın zalim ile mazlum olarak, net bir şekilde iki gruba ayrılışının gün yüzüne çıkışının tarihidir. Bu tarih; hangi dinden, dilden, ırktan olursa olsun hakkı, adaleti, insani değerleri savunanların ve bu doğrultuda irade ortaya koyan devlet ve milletlerin 5-10 istisnası ile birlikte işgalci zalimlere karşı tek yürek, tek ses ve tek yumruk halinde bir araya geldiği günün tarihtir.
-Öncelikle şunu belirtelim ki, Filistin bize 930 yılından beri Akşitler Hükümdarı Muhammed bin Tunguş’un mirasıdır. Biz, 1093 yıldan beri Türk milleti olarak Filistin’de hep var olduk.
-1470’li yıllarda Osmanlı donanmasının Endülüs’te İspanyol katliamından kurtarıp Selanik’e yerleştirdiği Yahudiler, maalesef Türklere ihanet etmiştir. Yıllardır bahsedilen “Filistinliler ve Araplar Türklere ihanet etti” iftirasını reddediyoruz.

HAMAS: BİR TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİL, BİLAKİS MEŞRU HAKKI OLAN VATAN MÜDAFAASINI ÖRGÜTLEYEN SİYASİ BİR HAREKETTİR!
– Biz; Filistin’de İsrail’in çocuk, kadın, yaşlı demeden bilumum masum insanları katletmesinden sonra “İsrail, bağımsız bir devlet olarak tanınmayı hak etmiyor.” diyor ve İsrail’in bağımsızlığının tanınması kararının bir daha gözden geçirilmesini talep ediyoruz.
– Uluslararası mahkemelerde İsrail, yapmış olduğu katliamların hesabını vermeli ve bu doğrultuda Filistin halkına vermiş olduğu maddi ve manevi zararın tazminatını en ağır şekilde ödemelidir. Bu sebeple; işlediği hukuk ihlallerinden, katliamlardan dolayı bütün hukukçuları ve Baroları, İsrail aleyhine ulusal ve uluslararası mahkemelerde dava açmaya davet ediyoruz. Eğer hukuk, adalet herkes için aynı şekilde işlemeyecekse, o zaman hiç kimse insan haklarından, adaletten bahsetmesin.

-Gazze’de devam eden katliam, ancak Mısır, Suriye, Rusya, İran, Irak, Ürdün, Çin ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu, zulmü engelleme ittifakının oluşturup, gerekli askeri müdahalenin yapılaması ile durdurulabilecektir.
-Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi millete uygulanırsa uygulansın, bütün zulümlere karşı olanların, “Benlik”ten sıyrılıp “Biz” duygusu ile bir araya gelmeleri şarttır. Bütün insani değerleri hiçe sayan ve mazluma zulümde birleşmiş olan Kabil’in oğullarına karşı; onların zulmü karşısında mağdur olan, vatanları zorla ellerinden alınan Habil’in oğullarının, dünyanın neresinde olursa olsun “Biz” çatısı altında bir araya gelmeleri şarttır.

-Gazze Savaşı bize göstermiştir ki; Gazze’nin fiilen işgaline teşebbüsün yanında, bir iki istisnası ile birlikte bütün ülkelerde insanlığın vicdanı Siyonist-Emperyalist iş birliğinin tasallutu altındadır. Maddi ve manevi olarak, bu işgal ve tasalluta uğrayan ülkelerin insanlarını, bu saldırgan durumu engellemeye ve işgalcilere başkaldırmaya çağırıyoruz.
Eğer; bugün birlik olup bu zulme, bu katliama dur demezsek, işgalin her türlüsüne başkaldırmazsak ve bunun nihayetinde de Gazze cephesini kaybedecek olursak, bilmiş olalım ki, sıradaki kurban bizler ve bizlerin çocukları, eşleri, ana-babaları olacaktır.
-Bütün insanlığın gözü önünde katliam yapan İsrail ve onu destekleyen ülkelerin ekonomik güç kaynakları olan üretim ve ürünlerine karşı herkesi boykota davet ediyoruz. Aksi halde aldığımız ve tükettiğimiz her ürün zalimlere güç verecek, zalimler de elde etmiş oldukları bu güçle bizleri ve bütün insanlığı mahvetmeye devam edecektir. Lütfen katilleri beslemeyelim.

-İsrail’in bu katliamını engelleme yolunda gayret göstermeyen her ülke, bu katliama ortaktırlar. Bu ülkeler de İsrail kadar suçludurlar. Yaklaşık, yirmi yıldan beri abluka altında olan Gazze, bugün dünyanın en büyük insanlık suçunun işlendiği ve dünyanın en büyük mezarlığı haline gelmiştir. Gazze’de öldürülen sadece siviller, kadınlar, çocuklar, masumlar değil; aynı zamanda bütün insan hakları, evrensel hukuk, adalet ve eşitlik ilkeleri; bilumum insani, vicdani değerler de katledilmektedir. Eğer bu katliam durdurulmazsa, Gazze “İnsanlığın katledildiği yer” ve “İnsanlığın değerler mezarlığı” olarak tarihe geçecektir. Şayet Gazze, bu katliamdan kurtulursa; bu, bütün insanlığın kurtuluş ateşinin yandığı ocağı olarak tarihe geçecektir. Bizler Gazze ile birlikte insanlığın kurtuluşa ereceğine bütün benliğimizle inanıyoruz.
-Gazze Savaşı bize göstermiştir ki; yıllarca Siyonist-Emperyalist birlikteliği tarafından bütün dünyaya yenilmez olarak reklam edilen İsrail, meğerse bir balonmuş…
-Filistin’in öz yurdunda yıllardır karşılaşmış olduğu insanlık dışı bu zulüm ve cefa yalnız siyasi arenada, siyaset bilimcilerinin konusu olmamalıdır. Aynı zamanda insanlığın hasretini çektiği temel hak ve hürriyetlerin savunuculuğunu yapan görsel-yazılı bütün sanat dallarının mensupları da, artık Filistin’deki zulmü görüp, her sanat dalı mensubunun kendi sahasında Filistinli mazlumların çekmiş olduğu ıstırabı yüreğinde hissederek dillendirmeli ve sanatlarını insanlığın onurunu kurtarmaya adamalıdırlar.

– Şunu herkes bilsin ki; ŞERİA’DAN AKDENİZE, AKABE’DEN LÜBNAN’A, BU TOPRAKLAR FİLİSTİNLİLERİNDİR, İsrail’in değil. İsrail, bu topraklarda İŞGALCİDİR!…

– Öncelikle Siyonist-Emperyalist iş birliğinin sevk ve organizesi doğrultusunda 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana kadın, çocuk, yaşlı demeden, Gazze’yi vahşice yok etme harekâtı karşında, gözünü kırpmadan göğsünü siper eden 20 bini aşkın şehidimize minnettarlığımızı bildiriyoruz. Bilhassa “Vatan savunması ne demektir?” bunu, bütün dünyaya gösteren ve bu yiğitleri yetiştiren anaları kahraman ilan ediyoruz. Bu analarla birlikte şehitlik mertebesine doğru koşan Gazzeli çocukları ve dahi bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
– Sonuç olarak; 1967 sınırları içerisinde coğrafi bütünlüğe sahip tam bağımsız bir Filistin devleti kurulmalıdır. Bu yolda başta Orta Doğu olmak üzere Balkanlar ve Kafkasya’yı da içine alacak şekilde bölgemizde barışı ve huzuru sağlamak için her birimiz üzerimize düşen görevi yapmalıyız. Siyasi görüşlerimiz, hayat tarzımız farklı olabilir, ama hiç şüphe yok ki; hepimizin hedefi ruh ve mana bütünlüğüne sahip, güçlü ve büyük Türkiye olmalıdır.
Mustafa ŞATIROĞLU
İstanbul Düşünce
Enstitüsü Başkanı
